10 Eylül 2014 Çarşamba

Şeker Hastalığı



Şeker Hastalığı

Şeker Hastalığı


Yüksek tansiyon kadar sık görülen ve kontrol altına alınmadığı zaman benzer şekilde vücudunuza zarar veren bir başka hastalıkta diyabet yani şeker hastalığıdır.
Vücudumuzun işlevlerini yerine getirebilmesi için başlıca enerji kaynağı glikoz adı verilen bir tür şekerdir.Yediğimiz besinlerin tümü sindirim sistemimizde işlenerek glikoza dönüşür,kana geçer ve kandan hücrelere geçerek enerji olarak kullanılır.Glikozun hücreler tarafından kullanılamaması ve birikmesi sonucu kanda şeker düzeyleri yükselir.Bu durum diyabet yani şeker hastalığı olarak adlandırılır.Yükselmiş şeker düzeyleri özellikle damarlarda hasarlar oluşturur.Bazı kişiler şeker hastalığı gelişmesi açısındadır.Bunlar ailesinde şeker hastalığı bulunanlar,40 yaşının üzerindekiler,fazla kilolu olanlar,tansiyonu ve kan yağları yüksek olanlar ve 4 kg üzerinde bebek doğuran kadınlarda şeker hastalığı daha fazla görülür.
Şeker hastalığın belirtileri çok su içme,çok idrara çıkma,sık acıkma,aç kalındığında ellerde titreme,ter basması,çarpıntı, çabuk yorulma,yaraların geç kapanması ve sık infeksiyon geçirmesidir.Bu belirtilerin bir yada bir kaçı sizde varsa şeker hastalığı açısından risk altında olabilirsiniz.
Bir kişinin şeker hastalığı olup olmadığı açlık kan şekeri ölçülerek veya şeker yükleme testi yapılarak anlaşılır.Açlık kan şekeri 8 saat aç kaldıktan sonra sabah alınan kandaki şeker düzeyidir.Açlık kan şekerinin normal olması şeker dengesinin tamamen sağlıklı olduğunu göstermez.Bu nedenle yemekten 2 saat sonra ölçülen toplu kan şekerine de bakılması gerekir.Toplu kan şekeri ölçümü şeker yükleme testi ile yapılır.Şeker hastalarında kan şekerinin yüksek olması aynı yüksek kan basıncında olduğu gibi damarlarda hasara neden olur.Bu da kalbi,beyni,böbrekleri,gözleri yada bacakları besleyen damarları etkileyebilir.
Şeker Hastalığı
Şeker Hastalığı

Şeker hastalarında kalp hastalığı,kalp krizi veya felç geçirme riski yüksektir.Böbrek hasarı sonucu diyalize kadar giden böbrek yetmezliği gelişebilir.Gözlerde gelişen hasar sonucu bulanık yada az görme veya körlük meydana gelebilir.Şeker hastalığında sinirlerde de hasar görülür.Sinir hasarı el ve ayak parmaklarında,kollarda veya bacaklarda uyuşmaya,karıncalanmaya,halsizliğe ve yanma hissine neden olabilir.Sinir hasarı dikkat edilmeyen yaralar veya iltihap sonucu özellikle ayaklarda ciddi yaraları ortaya çıkarabilir.Bu yaralar ayağın yakut bacağın kesilmesine kadar çok önemli sonuçlar doğurabilir.
Şeker hastalığına bağlı oluşabilecek hasarları geciktirmek için öncelikle açlık ve tokluk kan şekeri ve bununla birlikte doktorunuzun ölçtüreceği Hemoglobin A1C laboratuvar değerinin kontrol altında tutulması gerekir.Bunun için kan şekerinizi sık sık ölçmelisiniz.Ayrıca doktorunuzun verdiği beslenme önerilerine uymalı,ideal kilonuzda kalmaya dikkat etmeli,spor yapmalı,ilaçlarınızı düzenli olarak kullanmalı,ayak bakımına dikkat etmeli,düzenli olarak göz muayenenizi yaptırmalı,kalbinizi ve tansiyonuz u düzenli olarak kontrol ettirmelisiniz.
Yüksek tansiyon ve şeker hastalığı ömür boyu devam eden hastalıklardır,ancak yaşam şeklinde yapacağınız değişikler ve ilaç tedavisi ile bu hastalıkların vücudunuzda yapacağı hasarları geciktirebilir,hatta önleyebilirsiniz.

Unutmayım sağlıklı bir yaşam sizin elinizde…

8 Eylül 2014 Pazartesi

Tuzun Tarihçesi

Tuzun Tarihçesi

Tuz;kokusuz,suda eriyen,yiyecekleri korumada ve tatlandırmada kullanılan billursu bir maddedir.Bu tabiî ki sözlüklerde anlatılan anlamıdır.Ancak tuza verilen önem ve tuzun tarihte oynadığı rol bu kadar kısa değildir.İnsan oğlunu peşinden koşturan bu billursu madde siyasi ve askeri gelişmeyi dahi etkilemiştir.Tuz uğruna savaşlar yapılan bir değerdir.Hatta tarihte bazı toplumlarda asker maaşları tuz olarak ödendiği bile görülmüştür.Romalılar Kartacalıları malub ettikten sonra kökü kurusun,bir daha ekin yetişmesin diye toprakları tuzlamışlardır.Tuzun siyasi tarihte oynadığı  en belirgin örneği 20.yy da Hindistan’da yaşanmıştır.Magmagandi İngilizlerin getirdiği tuz vergisine karşı başlattığı yürüyüşte sivil direnişin ve özgürlük mücadelenin sembolü oldu.
Omerus’un kutsal madde olarak tanımladığı tuz insanlık tarihinde çok önemli bir yer tutar.Eski çağdan beri kullanılan tuz ismi Orta Asya dan atalarımızla birlikte gelmiştir.Antik Roma’da,eski Mısır’da,Orta çağda ve günümüzde tuz gerek ekonomik gerekse gastronomik açısından bütün insan oğlunu kendisine çekmiştir.Tuz kaynakları katı ve sıvı olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.Tuz sıvı halde denizlerde tuzlu su kaynaklarında,katı halde ise kaya tuzu şeklinde bulunmaktadır.
Modern yöntemlerin dışında üç çeşit tuz elde edebilirsiniz.Birincisi deniz kenarına ufak bir havuz oluşturulur ve deniz suyunu güneş ışığında buğarlaşmaya bırakılır daha sonra ana çözelti başka bir havuza alınır ve orada suyun yoğunluğu buğarlaştırılır.Diğer yöntemler ise tuz göllerinden veya kayaşlar halinde bulunan tuz kayalarından elde edilmektedir.
Her millet tuzu kendi atalarına keşfettirir.Bir rivayete ise tuz peygamber tarafından bulunmuştur.İbrahim peygamber kabeyi yaptığında cenabı hakkın kendisine fakirlere izzeti ikramda bulunmasını istediğine dahil bir söylemi duyuluyor,bunu nasıl yapacağını sorması üzerine kabenin etrafındaki kumları değişik yerlere saç diye buyurduğunu ifade ediyor.Bunun üzerine İbrahim peygamberde kabenin etrafındaki toprakları değişik yerlere saçıyor ve bundan tuzun oluştuğu rivayet edilmektedir.
Türklerin tuzun efsanesine gelince Türklerin atası Türkün oğlu tutuk Hakan geyik avına çıkar.Vurduğu geyiği parçalamış ve götürürken etin bir parçası yere düşer,zayi olmasın diye yere düşen parçayı alıp yediğinde etin tadının değiştiğini ve lezzetlendiğini fark eder.Meğer orası tuzlu bir yermiş ve böylece tuzu keşfetmiş olmuş.Tutuk Hakan bundan sonra herkese eti tuzlu yemelerini emreder.
Altay Türklerinde tuza gitmek ölüme gitmekle eşdeğerdi.Çünkü tuz alabilmek için çok uzak diyarlara gitmek gerekiyordu ve bu yolculuktan da pek az kimse sağ olarak dönebiliyorlardı.Bu nedenle Altay dilinde ölüm tuza gitmek ifadesi ile anlatılır hale gelmiştir.
Selçuklular zamanında tuz altın ve gümüş gibi bir mübadele aracıydı.Yani para terine geçiyordu.Yine Selçuklu döneminde tuzun ve tuzlu besinlerin kontrolü çok önemliydi.Selçuklu döneminden orta çağ İslam Türk tarihine gelmeye başladığımızda doğal olarak Türkistan’dan Mısır’a kadar Türklerin idaresinde olan bu ülkede İslam kültür öğeleri ile de bezenmiş olan yeni unsurlarda ortaya çıkmıştır.Burada bir hispe teşkilatı vadır bu hispe teşkilatı beledi işleri gören,orta çağ da gıda maddelerinin üretimini,tüketimini,lokantacılık sektörünü denetleyen bir kurumdur.Bildiğimiz üzere mayasız yapılan ekmek hileli sayılır çünkü mayasız ekmek gramajı ağır gelir.Buradan yola çıkarak tıpkı diyor mayasız hamur hileli sayılıyorsa tuzsuz yapılan ekmekte gramajı ağır geleceği için hileli sayılıyor ve yasaklanıyor.Ayrıca bir nevi dezenfekte edici bakliyatın saklanmasındaki rolü gibi yine mikroorganizmaları öldüren yapısı dolayısıyla bu kurum kebapçıların,balıkçıların,kasapların akşam dükkanlarını boşaltırlarken yani kapatırlarken tezgahların üzerini temizlerken kedi,köpek yalamasın mikroorganizmalar üremesin diye bolca öğütülmüş tuz serpmelerini emrederlerdi.

Osmanlı coğrafyası tuz kaynakları bakımından zengindi,bir çok bölgede tuz üretilmekte ve bu kanalla hazine büyük gelir elde etmekteydi.Osmanlı imparatorluğu da  tuzun insan hayatında rolünü bildiği için özellikle tuzun bol miktarda piyasada yer almasını ve ucuz olmasını sağlamaya çalışmıştır.Politika olarak ta tuzun üretildiği yerlerde tüketilmesini esas almıştır.Tuzlalarda genellikle azınlıkların çalıştığını Rumların ve birazda Ermenilerin çalıştığını görülmekteydi o zamanlar.Bunun sebebi genellikle tuzlalar kış ayında açılması yani ekim ayından sonra nisan ayına kadar falan sürüyor .Bu tuzlalarda çalışanların maaşları yüksek olması ama Müslümanların pek önem vermemesi tuzlalarda çalışanların gayri müslümlerdir.Tuz işletmesinde önemli gelir elde eden Osmanlı devleti bu gelire göz dikenlerle mücadele etmek zorunda kaldı.Genellik le tuz kaçağı bir yerden bir yere nakledilirken kaçırılıyordu.Bu tuz kaçıranlara ceza olarak kaçırılan tuzun iki katı bedel alınıyordu.

Türk kültüründe tuz ekmek gibi kutsal kabul edilir.Et kokmaya yüz tutarsa tuzla islah edilebilir fakat tuz kokmaya yüz tutarsa çağresi bulunmaz.Yani bir yandan tuz gıda maddesi muhafazasında dezenfekten işleminde mühim bir madde ama onun ötesinde tuzun bozulacak son şey olduğunu belirtmek istiyor.

Blogger Seo Uyumlu Makale Yazma

Blogger Seo Uyumlu Makale Yazma

Blogger Seo Uyumlu Makale
Blogger Seo Uyumlu Makale

Merhaba arkadaşlar bilgedayi olarak bugün sizlere bloggerde seo uyumlu makale yazmanın inceliklerinden bahsetmek istiyorum.

1.Blogger Konu Başlıklarında Türkçe Karakter Kullanmayın

-Blogger sitemizde konu başlıklarını yazarken mutlaka Türkçe karekter kullanmamalıyız.Örnek verecek olursak Sigaranın Zararları konumuz olsun.Biz Sigaranın Zararları ile ilgilli bilgiler paylaşmak istiyoruz.
Başlık kısmımıza Türkçe karakter kullanmadan şöyle yazmalıyız;Sigaranin Zararlari.
Hemen örnek vererek anlatalım.
İlk konu başlığımızı yazdığımızda Türkçe karakter kullanmadan aşagıdaki resimde olduğu gibi yazıyoruz,Güncelle veya kaydet butonuna basıyoruz ve yazdıgımız başlık Sigaranin Zararlari şeklinde kaydediliyor.
Blogger Seo Uyumlu Makale
Blogger Seo Uyumlu Makale
Yazımızın başlığını Türkçe karakter kullanmadan kaydediyoruz ve daha sonra tekrar konu başlığımızı Türkçe karaktere çeviriyoruz.

Blogger Seo Uyumlu Makale
Blogger Seo Uyumlu Makale

Konu başlıgımızı Türkçe yapmamızın sebebinden bahsedelim.İlk yazdıgımız gibi konumuzu Türkçe karakter ile yazsaydık Türkçe karakterler adres satırında görünmeyecekti aşagıdaki resim gibi olcaktı.Türkçe karakterler çıkmayacak doğal olarak google sitemizi indexlemesinde sorunlar ortaya çıkacaktı.

bilgedayi.blogspot.com.tr/2014/09/sigarann-zararlar.html

Blogger Turkce
Turkce Olmayan Başlık

Türkçe karaktere çevrilmiş konu başlığımızda ise durumu şu şekilde özetleyebiliriz.
bilgedayi.blogspot.com.tr/2014/09/sigaranin-zararlari.html

Türkçeye çevrilmiş Başlık
Türkçeye çevrilmiş Başlık
Bloggerde Türkçe karakter kullanmayın konumuzu resimlerde daha açıklayıcı hale geldigini düşünüyorum.Şimdi geçelim Bloggerde seo uyumlu makale kounumuzun 2.maddesine.

2-Blogger Seo Konu Başlıklarında H Tagı (Headings) Kulanın


Bloggerde konumuzu yazarken konu başlıklarında yazımızı seçip başlık olarak belirmekte fayda vardır.Aşagıdaki resimde olduğu gibi başlığımızı seçip Başlık olarak belirtiyoruz.Böylece bloggerde Heading tagı olan <h2> tagını başlığımıza vermiş oluyoruz.Seo açısından oldukça önemli olan heading tagları konumuzun içerigimizin önemine göre Başlık - Alt Başlık şeklinde seçerek vurgu yapabilir ve arama motorlarının dikkatini çekip üst sıralara çıkabiliriz.

Blogger Başlık Seo
Blogger Başlık Seo

3-Bloggerde  Resimleri Seo Uyumlu Hale Getirme

- Bu dersimizde blogger konularımıza eklediğimiz resimlerimizi seo uyumlu hale getirmekten bahsedelim.Google botları ve arama motorları sitemizdeki resimleri göremezler ancak ekledigimiz alt başlıklarla resimlerimizin hangi konuyu anlatmak istedigini google botlarına ve arama motorlarına söyleyebiliriz.Yazdıgımız bir konuya herhangi bir resmi ekleyelim blogger varsayılanına göre Bağla sekmesinin yanındaki icon ile resimlerimizi ekliyoruz.Eklediğimiz resmimizin üzerine bir kere tıklıyoruz , aşagıdaki şekilde olduğu gibi resim seçili hale gelcektir.

Blogger resim seo
Blogger resim seo

İşeretlemiş olduğum 1 ve 2 numaralı kısımlardan resimlerimizin hangi içerik ile ilgili oldugunu kısa bir yazı ile yazıyoruz.Örnegin bilgedayı olarak yukarıdaki resimde başlık ve özellikler kısmına Blogger resim seo diye yazdım.

Şimdilik bu kadar ilerleyen zamanlarda Blogger ve Seo konusunda paylaşımlarımız devam edecektir.

Sigaranın Zararları

Sigaranın Zararları

Sigaranın Zararları
Sigaranın Zararları
Sigara bundan yaklaşık 5700 yıl öncesi tarihine kadar dayanmaktadır. O yıllarda resmi ve dini törenlerde,büyü yapımında kullanılmaktaydı.Daha sonra Amerikalıların tütün yaprağına sarıp içmeleri ile devam edip günümüze kadar içicilerin özenti ile çoğalmasına neden olmuştur.
1492 yılında Kristof Kolomb'un Amerikayı keşfinden sonra,Avrupa ve Amerika arasındaki köprüler atılınca Avrupa kıtasına yayılmaya başlıyor ve en önemlisi bu işin bir ticari hale gelmesini Fransızlar başlatıyor.Çünkü Fransa'nın Portekiz büyük elçisi Jean NİCOT o zamanlar bu tütün yaprağını,sigarayı Fransa kraliçesine başı ağrıdığından dolayı getiriyor ve Fransa kraliçesi bu tütünü içince baş ağrısı geçiyor.Fransa kraliçesi tarafından Jean NİCOT ödüllendiriliyor.Daha sonra Fransızlar bunu ticarete döküyor.Sigaranın zararı olan nikotinde Jean NİCOT'un soy isminden gelmektedir.Daha sonra sonra tütün sarma makinaları icat ediliyor.Sonra Osmanlıya geçiyor bu alışkanlık.Osmanlının içindeki Rumlarda bunu tam bir ticaret haline getirerek Afrika'ya satmaya başlıyor ve iş çok büyük bir piyasaya yayılıyor.Tabi o zamanlar bunun sağlığa zararlı olduğu,bunun kötü bir şey olmadığını düşünerek gittikçe yayılıyor ve ticaret haline geliyor.
1960 lı yıllarda sigaranın zararlı olduğu anlaşılıyor yasaklamalar ve kısıtlamalar başlıyor.Dolayısı ile bu kadar geç fark edildiği için Dünya genelinde yayılıyor ve öldürücü hale geliyor.
Dünya üzerinde yaklaşık olarak 1 milyar insan sigara bağımlısı.Dünya'da her sene 5 milyon insanın sigaradan öldüğü,bu ülkemizde de yaklaşık olarak 100 ila 150 bin insan olduğunu biliyoruz.Bunu bile bile kendimizi kandırarak sigarayı bırakmamız imkansız geliyor.Aslında çok kolay yolu var sigarayı bırakmanın,Öncelikle kafamızda psikolojik olarak bitirmeliyiz yani kendimize ben bunu bir daha içemeyeceğim,bana ve çevreme zarar veriyor demeliyiz.İrademize sahip çıkıp kendimizi bir kaç gün tutarsak hiç bir ilaç,yöntem kullanmadan sigaradan kurtulabiliriz ve sağlıklı bir şekilde yaşarız.

Sigaranın zararları;
Sigaranın Zararları
Sigaranın Zararları


  • Öncelikle hepimizin bildiği gibi kanser yapıcı zehirlere sahip olması.
  • Kilo kaybına neden olur.
  • Sigara kullanan kişilerde akciğer işleyişi bozulur ve kolay enfeksiyon kapıp hastalanmamıza neden olur.
  • Sigara içerisinde bulunan karbonmonoksit kandaki oksijeni yok eder ve bu da damarların kolestrol depolamasına yani kalp krizi riskinin artmasına neden olur.
  • Yemek borusu ve mide ülserine neden olur.
  • Ağız kokusuna ve diş sağlığında ciddi bozukluklara neden olur.
  • Beyin hücrelerini zarar görmesine ve bu sebepten dolayı Alzheimer dediğimiz unutkanlık hastalığına neden olur.
  • Burnumuzun koku almasını zayıflatır.
  • Gözlerimizde katarak oluşmasına neden olur.
  • Bayanlarda rahim ve yumurtalıklarına zarar verir.
  • Erkeklerde iktidarsızlık,ereksiyonda azalma gibi etkileri görülür.
  • Yorgunluk hissi verir
  • Sigara içenlerde stres ve uykusuzluk görülür.
  • Şeker hastalığına neden olur.
  • Deri sarkmasına ve bozulmasına hatta sigara kullanan kişilerin yaralarının zor iyileştiği görülmüştür.
  • Baş ağrısı yapar.
En başta da bahsettiğim gibi sigara Amerika'da icat edilmiş ama git gide sigara kullanımı azalıyor.Hatta Dünya üzerinde bir azalma var.Lakin bizim ülkemizde tam tersine azalma yerine kullanmada çok talep var ve git gide artıyor.ABD tarım bakanlığına göre Dünya üzerinde sigara tüketimi yaklaşık % 4.12 bir oranla azalma görülmüştür.Ülkemizde ise sigara kullanımı yaklaşık % 58.12 bir artış görülmüştür.
Sağlıklı,mutlu huzurlu bir yaşam için sigarasız bir TÜRKİYE.

Ev Baklavası

Ev Baklavası

Ev Baklavası


Öncelikle Baklavanın hamurunu hazırlamak için;

  • 5 su bardağı un
  • Yarım çay bardağından biraz az sıvı yağ
  • 1 adet yumurta
  • 2 çay bardağı yoğurt
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 yemek kaşığı sirke
  • Yarım çay kaşığı tuz
  • 1.5 litre su
  • 3 kg şeker
  • Çeyrek parça limon


Malzemeleri kolayca karıştırıp yoğuracağınız bir kapa koyun.Orta sert bir hamur elde edene kadar  hamurunuzu yoğurun.Yoğurma işlemi bittiğinde hamurun ele yapışmamasına ve çok fazla yumuşak olmamasına dikkat ediniz.Yoğurduğumuz hamuru 15 ila 20 dakika arası dinlenmeye bırakıp bu arada da  şerbetimizi hazırlayabiliriz.
Şerbet için malzemeler;
  • 1.5 litre su
  • 3 kg şeker
  • Çeyrek parça limon

Öncelikle 1.5 litre suyumuzu tenceremize boşaltıyoruz .Sonra 3 kg şekerimizi suyumuzun içine boşaltıyoruz.En son olarak ta çeyrek parça limonumuzu tamamiyle şekerli suyumuzun içine atıyoruz.Şekerimiz iyice eriyene kadar kısık ateşte karıştırıyoruz.Şerbetimiz kaynayınca içine atmış olduğumuz limonu alabilirsiniz.
Ev Baklavası

Sıra hamurumuzu açıp bezelere ayıralım.Önce hamurunuzu rulo şekline getirip üç eşit parçaya bölün.Bu böldüğünüz üç eşit parçayı her bir parçasını bu işlemden geçirerek on altı parçaya bölün.Yani anlıyacağınız toplam 48 parça hamurumuz olacaktır.Kestiğimiz bezeleri yuvarlayın.Bezelerimiz yetişkin bir ceviz parçasından biraz küçük olmalı.Hepsini yani 48 parça bezeyi yuvarlama işleminden geçirdikten sonra ilk yuvarladığımız bezeden başlayarak sona doğru yani son yuvarladığımız bezeye doğru açalım.Bu kadar küçük parçaları nasıl açacağız derseniz oklava yerine merdane yardımı ile daha iyi açabiliriz.Hamurumuzu kolay açabilmek için nişasta ile az biraz un karışımı lazım.Hamurumuzu bol nişasta ile az un yardımı ile tatlı tabağı büyüklüğünde açarız ve bir köşeye koyarız daha sonrada üzerine bol nişasta ve az un karışımından serperiz.Bezeleri toplamını üç eşit parçaya bölerek üst üste koyalım. Daha sonra bu üst üste koyduğumuz tatlı tabağı büyüklüğündeki hamurları merdane yardımı ile açmaya başlarız.Açmaya devam ederken hamurumuzu alt üst ederek çevirirsek bütün parçalar eşit bir şekilde açılmış olur.Hamurumuzu tepsi büyüklüğüne gelene kadar açın.Tepsi büyüklüğüne gelen hamurumuzu tepsiye yerleştirin ve üzerine cevizinizi serpin bu işlemi diğer açtığınız 2.bölüm hamurunu  tepsinize koyduktan sonra cevizinizi tekrar serpin.Ve son olarak ta son parça açtığınız bezeleri  tepsinize koyun.Tepsinizdeki hamurunuzu keskin bir bıçak yardımı ile nasıl kesmek isterseniz kesin.Baklavanızın üzerine yetecek şekilde bu 250 gram civarı olabilir yani göz kararı tereyağınızı eriterek  üzerine sürün.Tereyağınızı eritme esnasında köpükçükler çıkacaktır bunları kaşık yardımı ile alarak atmalısınız çünkü baklava üzerinde yanık gibi renkler oluşturur.Ayrıca hamurun tereyağınızı çekmesi için dökülürken tereyağınızın kızgın olmasına dikkat edin.Daha sonra baklavamızı 180 ile 200 derece sıcaklıktaki fırınımızda üzeri kızarana kadar pişirin.En son olarak fırından çıkardığınız baklavanızı biraz soğumaya bırakın ve şerbetinizle buluşturun.Herkese afiyet olsun… 

6 Eylül 2014 Cumartesi

Blogger Seo Ayarları Blogspot

Blogger Seo Ayarları


Blogspot seo ayarlari
Blogger Seo Ayarlari

Blogger seo yapmak zahmetli ve zordur.Kodları anlamadan bilinçsizce yapılandırma sitenize faydadan çok zarar verecektir.Bilgedayi sizler için blogger seo ayarlarını kolay yoldan nasıl yapılacağını anlatıyor.Hadi Başlayalım:
Blogger sitemize giren kullanıcılar sitemizin başlık kısmında ilk önce orijinal hali olan
BloggerBaşlığı Konubaşlığı  şeklinde görüyor biz bunu seoya  uygun olarak yaparsak şu şekilde olması gerekir  Konuismi BloggerBaşlığı şimdi bu Blogger başlık ayarını yapabilmek için öncelikle
Temamızın Şablon Düzenle kısmına giriyoruz Ctrl + F yardımı ile aşağıdaki kodu buluyoruz.
Bul
<title><data:blog.pageTitle/></title>
Degiştir
<b:if cond='data:blog.pageType == "index"'>
<title><data:blog.title/></title>
<b:else/>
<title><data:blog.pageName/> - <data:blog.title/></title></b:if>
Şablonumuzu kaydediyoruz işlem tamamlandı.Artık Google bloğumuzu şu şekilde görecek
Konuismi BloggerBaşlığı yani Blogger seo ayarları – Bilgedayi şeklinde.

Blogspot sitemizde 2.adım olarak meta ayarlarımızı ayarlamamız gerekir.Meta ayarları Google ve sitemiz için olmazsa olmaz ayarlardan birisidir,Google botları blogspot sitenizi inceler siteniz hakkında bilgi sahibi olur içeriğinizin hangi konu ile alakalı olduğu anlar.
Temamızın Şablon Düzenle kısmına giriyoruz Ctrl + F yardımı ile aşağıdaki kodu buluyoruz.
Bul
<b:include data='blog' name='all-head-content'/>
Altına Ekle
<meta content='Blogunuz hakkında açıklama' name='description'/>
<meta content='Blogunuzun ,anahtar ,kelimeleri ,aralarına, vürgül, koyarak' name='keywords'/>
<meta content='Blogger yazarının adı Ornek bilgedayi' name='author'/>
Blogspot meta ayarlarımızıda yapılandırdık,artık blogger sitemiz için ilk seo adımını atmış olmaktayız.

Blogger Seo Ayarlari
Blogger Seo Ayarlari

2 Eylül 2014 Salı

Kalbin İç Yapısı 4

KALBİN VENLERİ(VENAE CORDIS)

Üç grupta toplanır.

Sinus coronarius

Yaklaşık 2-3 cm uzunluğunda olup,sulcus coronarius’un arka bölümünde,soldan sağ doğru seyreder.Kalbin venöz kanını büyük bölümü (yaklaşık % 75) taşır.Sağ ventrikül’ün ön bölgesinin küçük bölümü,her iki atriyum’un küçük bölümleri ve sol ventrikül’ün küçük bir bölümü hariç,tüm kalpte venöz kanı sağ atriyum’a getirir.
Ostium sinus coronariidenilen ağzı,sağ atriyum’un arka duvarında,ostium venae cavae inferioris ile ostium atrioventriculare dextrum arasındadır.Ostium’da,valvula sinus coronarii(Thebesian kapağı) denilen bir semilunar kapakçık bulunur.

Sinus coronarius’a açılan venler

v.cardiaca manga(v.cordis manga,v. İnterventricularis anterior);en büyük kalp venidir.Apex cordis’te başlar.Sol koroner arterin dalı olan r.interventricularis anterior’la birlikte,sulcus interventricularis anterior’da yukarıya doğru seyreder.Sulcus coronarius’ta ramus circumflexus’a eşlik eder.Sinus coronarius’a sol ucundan açılır.Sinus coronarius’a açılan en büyük vendir.
v.cardiaca parva(v.cordis parva);sağ atriyum ile sağ ventrikül arasında,sulcuscoronarius’un arka bölümünde,a.coronaria dextraile birlikte seyreder.Sinus coronarius’a sağ ucundan açılır.
v.cardiaca nedia((v.cordis media,v. İnterventricularis posterior);apex cordis’te başlar.Sağ koroner arterin dalı olan ramus interventtricularis posterior’la birlikte,sulcus interventricularis posterior’da yukarıya doğru seyreder.Sinus coronarius’a sağ ucundan açılır.
v(v).ventriculi sinistri posterior(es);sol ventrikül’ün diyafragmatik yüzünün venöz kanını taşır.
v.obliqua atrii sinistri (Marshall veni);sol atriyum’un arka yüzünde aşağı doğru seyreder.Venin yukarıya doğru devamı olan fibröz yapıdaki ligament,v.cardinalis communis sinistra’nın (Cuvier’in sol kanalı)kalıntısıdır.Ligament,seröz perikardiyum’da plica venae cavae sinistrae denilen bir plika oluşturur.

Vv.cardiacae minimae (vv.cordis minimae,Thebesian venleri)

En fazla sağ atriyum’a olmak üzere tüm kalp boşluklarına açılır.Miyokardiyum’daki kapiller yataktan başlarlar.Kalp boşluklarında miyokardiyum’a kan taşıdıklarından,miyokardiyum’un kollateral sirkülasyonunda önemlidirler.

V(v).ventriculi dextri anterior(es)

(vv.cardiacae anterriores,vv.cordis anteriores)

Sağ ventrikül’ün ön bölümü drene eden bu venler,direk olarak sağ atriyum’a açılırlar.

KALBİN İÇ YAPISI 5